Yetişkinlerde Travma

Nasıl Tanımlamalıyız?

Bazıları şuna inanır: Stres yaratan şey zarar verir. Olumsuz sonuçları hemen ya da gelecekte ortaya çıkar. Zorlayıcı ya da travmatik olay yaşayan kişilere faciadan sonra sağ kalmış insanlar olarak bakabiliriz; Robinson Crusoe örneğinde olduğu gibi. İçlerinde her sağlıklı insan gibi; esneklik, adaptasyon kuvveti, iyileşme gücü ve başa çıkma mekanizmaları vardır. Eğer süreç doğru işlerse bu başa çıkma mekanizmaları kişiyi eski normal, sağlıklı haline döndürecektir. Yaşanılan travmatik bir olay sonrasında neredeyse herkes stres tepkileri verir ve bu tepkiler bir süre devam eder. Ama sonuçta bir süre sonra ortam ve yaşam büyük oranda eski rutin işleyişine doğru yönelir. Bu süreci yaklaşık olarak şöyle betimleyebiliriz:

Yaşanılan bir felaket sonrası psikolojik süreçler;

Travmatik Bir Yaşantı Sonrasında Hangi Duygular Yoğunlaşır?

Kişi zorlayıcı ya da travmatik bir yaşantı sonrasında, iç dünyasını yakından gözlerse yaşadıklarının üç ana duygu etrafında toplandığını görür:

Bir kısmı “sorumlulara” yönlendirilmiş ancak büyük bölümü hedefe yönlendirilmemiş yoğun bir öfke
Varsa kayıplara ilişkin yoğun üzüntü
Olayın tekrarlanabileceğine yönelik yoğun korku hissi
Bu üç ana duygu özellikle ilk dönem çok belirgin olarak görülür. Buradaki yönlendirilmemiş yoğun öfke, üzüntü ve korku kişileri bloke edebilir. Peki ilk dönem verilen stres tepkileri nelerdir?

Kriz Dönemlerinde Görülebilen Travmatik Stres Tepkileri

Daha önce de belirttiğimiz gibi zorlayıcı ya da travmatik bir yaşantıya maruz kalan herkes “stres tepkileri” verir. Bu tepkiler öncelikle “anormal bir olaya verilen normal tepkiler” olarak tanımlanır. Bunlar eğer bir süreklilik gösterirse, süreye ve döneme göre; Akut Stres Bozukluğu veTravma Sonrası Stres Bozukluğu olarak tanımlanır.

Travmatik Stres Tepkileri Nelerdir;

Zorlayıcı bir yaşantı sonrasında ilk görülen tepki, şok tepkisidir. İlk şok atlatıldığında korku, endişe, suçluluk, pişmanlık, öfke, karamsarlık, panik, çaresizlik, utanç gibi karmaşık duygular kişiyi zorlar.

Travma sonrası stres tepkilerini beş ana başlık altında toplayabiliriz:

Fiziksel Tepkiler
Mide bulantısı
Kusma vb. sorunlar
Yorgunluk
Kalp çarpıntısı
Göğüs ağrısı
Titreme
Bayılma hissi
Baş dönmesi
Baş ağrıları
Duygusal Tepkiler;
Kaygılı olma
Üzüntü
Depresif duygu durumu
İnkar
Korku
Suçluluk
Panik
Hayal kırıklığı
Kızgınlık
Zihinsel Tepkiler;
lk şok
Bellekle ilgili sorunlar
Dikkatsizlik
Kabuslar
Araya giren düşünceler
Yönünü bulamama
Eskileri hatırlayamama
Sorun çözememe
Yanlış kararlar
Uyku bozukluğu
Davranışsal Tepkiler;
Kendini geri çekme
Kıpır kıpır olma
Ani davranışlar
Alkol ve madde alımı
Çabuk tepki verme
Başkalarını suçlama
Yeme sorunları
Kolayca korkma
Sosyal Tepkiler;
İş – okul, arkadaşlık ve evlilik ilişkilerinde sorunlar
İnsanlardan uzaklaşma
Aşırı yargılayıcı ve suçlayıcı olma
Her şeyi kontrol altında tutma isteği
Ne Zaman Ciddiye Alalım?

Yaşanılan en son olayın üzerinden yaklaşık olarak üç ay geçtiyse ve yukarıda anlatılan tepkilerin bir kısmını bir ay boyunca sürekli olarak yaşamışsanız ve bu yaşadıklarınız iş – okul, arkadaşlık , evlilik – özel ilişkilerinizde bozulmalara yol açıyorsa profesyonel bir yardım almayı önemsemeliyiz.

Yaşanan Sorunların Süreklilik Kazanmaması İçin Neler Yapabilirsiniz?

Dikkat edilmesi gereken önemli bir olgu kişiler arası farklılıklardır. Unutmamalıyız ki, HERKES AYNI TEPKİLERİ, AYNI ZAMANDA, AYNI DEVAMLILIKTA GÖSTERMEZ. Eğer zorlayıcı ya da travmatik bir yaşantıya maruz kaldıysak aşağıdaki üç adım çok önemlidir;

KORUNUN: Yaşanan travmatik olay sonrası yemek yeme, su içme, uyuma gibi temel ihtiyaçları mutlaka karşılamaya çalışın. Yani kendinizi koruyun.
HAREKETE GEÇİN: Yaşanan travmatik olay sonrasında kendinizi korumak için, yapmanız ve yapmamanız gerekenleri önceden öğrenin ve harekete geçin.
TEMAS KURUN: Aileniz, arkadaşlarınız ya da ulaşabildiğiniz resmi görevlilerle temas kurun. Olayı anlatın, mümkün olan en kısa zamanda ihtiyacınız olan uzmanlara ulaşın.

Bize Ne Yardımcı Olabilir?

Travmatik ya da zorlayıcı bir olaydan sonra öncelikle kendinize zaman tanıyın, hiçbir şey hemen ve bir kerede normale dönmeyecektir. Bunun için kendinize karşı sabırlı olun.

Duygularınızı paylaşın, bu sayede sosyal çevrenizden yardım alma olanağınız olur. Eğer yaşanan büyük bir afet ya da olaysa, bir tek sizin olağanüstü bir süreç yaşamadığınızı kavramanız çok önemlidir. Tüm bu süreç içinde çevrenizle dayanışma içinde olun.

Sizi meşgul edecek yardım çalışmalarına, hayatınızı düzene koymanıza yardım edecek yapıcı faaliyetlere katılın. Unutmayın ki siz hareket ettikçe olumsuz duygular sizden uzak duracaktır. Küçük işler, büyük problemlerimizi aşmamızda bize çok yardımcı olacaktır.

Mutlaka ve mutlaka, alkol ve diğer uyuşturucu maddelerden uzak durun. Rahat uyumak için alınacak bir kadeh, bir süre sonra “olmadan uyunamaz” bir hale dönüşebilir. Bu tür dönemlerde “her zamanki” standartlarımız bile riskli olabilir. Her koşulda, alkol ve diğer uyuşturucu maddelerden uzak durun.

Duygusal olarak yakın gelecekte sizleri nelerin beklediğini bilin, bilgi edinin. Bazı durumlarda “yöneticiler” bilgi vermekten kaçınabilir. Bu tür bir süreçte doğru bilgi, kişinin kendisini hazırlamasına, adapte olmasına kolaylık sağlayacaktır. Olay öncesi edinilecek doğru bilgilenme ise hem olay anında, hem de sonrasında sizi koruyacaktır.

Örneğin; evinde tatbikat yapmış bir aile deprem sırasında, hiç hazırlığı olmayana göre çok daha az panik ve kargaşa yaşayacaktır. Farklı bir olgudaysa, örneğin, tecavüze uğrayan bir kadın, kendisi için ne kadar zor olursa olsun, yıkanmamalı ve en kısa sürede tıbbi yardıma ulaşmalı ve adli tıp aracılığıyla “kanıtların” vücudunda bulunmasını sağlaması, daha sonrası için çok önem arzetmektedir.

Zorlayıcı ya da travmatik bir olaydan sonra çok zor da olsa suçluluk duygunuzla ilgili aklınıza gelen veya başkalarının size söylediği teselli edici yaklaşımları reddetmemeye çalışın. Her gün için önceliklerinizi belirleyin. Herbirini tek tek ele alın. Günlük rutin işleyişinize dönmeye çalışın. Ve tabii ki, en önemlisi, kendimizi “çaresiz” olarak görmemeliyiz.

“Hayatınızda değişmeyen ne var ?” sorusuna yanıt üretilebilmeliyiz. Bunu yapabilmek içinde SÜREKLİLİKLERİ KORUMA en önemli adımdır.

Süreklilik Prensibi

Yedi ana başlıkta devamlılık sağlanmalıdır;
1. KOGNİTİF DEVAMLILIK (Bilgilendirme): Yaşanan sürece, fiziksel vb., şartlara ve yakın geleceğe dair doğru bilgiler edinin. Bazen yetkili konumda olanlar paniğe yol açmamak ya da sorunu büyütmemek adına bilgi vermekten kaçınabilirler…Fakat önceden yeterli ve doğru bir şekilde alınan bilgilendirme, kişilerin kendi başlarının çaresine bakabilmelerine veya çözüm üretebilmelerine olanak tanır. Aksi taktirde daha büyük zorluklar ve panik yaşanır.

2. ROL DEVAMLILIĞI: Rollerimizi küçük işlerle belirlemeye çalışmak başlangıç için önemlidir. Bir iş yaptıklarında – çok basit bile olsa- kişiler, sürecin yarattığı olumsuz duruma konsantre olmak yerine kendilerini farklı kanallara yönlendirebilir. Yalnızlaşma yerine; insanlarla iletişime geçmek ve yardımlaşmak, bozulan anlamlandırma sürecini yeniden kazanmakta önemli bir unsurdur.

3. SOSYAL DEVAMLILIK: Arkadaşlarınızla ve diğer sosyal çevrenizle bağlantı kurmak, sürekliliğin yeniden kazanılabilmesi için önemli bir adımdır. Yalnız kalmayan ve sosyal desteği kaybetmeyen kişiler, başa çıkma becerilerini çok daha kolay harekete geçirebilmektedir.

4.TARİHİ SÜREKLİLİK: Ana temanız sürecin anormalliğidir. Süreç anormal ise, bu süreç içinde verilen tepkileri “normal” olarak görebilmeniz; “Ne oluyor, hasta mıyım, çıldırıyor muyum? vb…” gibi sorulara, paniğe kapılmadan sağlıklı yanıtlar üretebilmenize bağlıdır “Yine eskisi gibiyiz, bunlar anormal duruma verilen normal tepkiler” .

5.DUYGUSAL SÜREKLİLİK: Önemsendiğinizi hissetmek ve öncelikle anlattıklarınızın dinlenilmesi size çok iyi gelecektir. Kişilere “Seni anlıyorum, biliyorum” diyerek yaklaşılması tepki yaratır. Çünkü kişiler bu tür durumlarda kendilerini bu tür bir durumla karşılaşmış dünyadaki tek kişi olarak algılama eğilimindedirler. “Değişmeyen ne var?” sorusu, sorulabilecek en kilit sorulardan bir tanesidir. Sizler onlara varolanları gösterebilmelisiniz.

6.PSİKOLOJİK DEVAMLILIK: Gevşeme çalışmalarının yapılması ve bedensel aktivitelerin teşvik edilmesi ilk adımda yapılabilecek olanlardır. Bozulan anlamlandırma sürecinin yeniden kazanılması için yapılacak diğer destek çalışmaları psikolojik devamlılık içinde çok önemlidir. Bunların yanında doğru bir danışmanlık alınabilmesi için profesyonellere yönlendirme yapılması gerekenler arasındadır.

7.FİZİKSEL DEVAMLILIK: Sağlık ekiplerinden tıbbi destek sağlanması ilk adımdır. Kişinin uykusunu mümkün olan en düzenli bir şekilde sağlaması, yeme düzeninin korunması vb. konular için fiziksel aktivitelerin önemi çok fazladır. Bedenin hareketi “işe yarama” durumunun en somut göstergesidir.

Yaşamınızı Tekrar Rotasına Sokabilirsiniz.

Travmatik ya da zorlayıcı bir olaydan sonra yaşamınızı tekrar rotasına sokabilirsiniz. Bu süreç içinde, bu zorlayıcı yaşantının getirdiği birikim ve deneyimlerle, hayatınızın önceliklerini değiştirebilirsiniz. Bu yeni dönemde hayatınızda anlamsız bulduğunuz şeyleri devreden çıkararak daha özgür olabilirsiniz.

Bugünü yaşamaya daha çok önem verebilir ve hayatta çok sıradan karşıladığınız olayları takdir etmeye başlayabilirsiniz. Sizin için önemli olan kişilerle daha derin ilişkiler kurabilirsiniz.

En önemlisi, tüm bu zor süreç boyunca gösterdiğiniz tepkileri normal kabul edebilirsiniz. Kısacası böyle zor ve olumsuz bir olay, yaşamınızı olumlu olarak da etkileyebilir.

Travmanın Olumlu Etkileri

Birçok insan böyle bir olaydan sonra kendi güçlerinin ve kapasitelerinin farkına varırlar. Böyle durumlarda inanılmaz bir dayanıklılıkla ve dirençle zor duruma karşı hareket etmeye çalışırlar. Sonuçta, eskiye göre ne kadar farklı koşullar oluşursa oluşsun, sürece adapte olurlar. İnsanoğlunun ne kadar muhteşem bir adaptasyon yeteneği olduğunun farkına varılır. Böyle zorlu süreçler sonrasında çok sık rastlanan ifadeler arasında şunlar yer alır: “Zor durumlarla baş etmeyi öğrendim.” “Hayatımda önem verdiğim şeyler değişti.” “Meğerse bütün dünya bize / bana düşman değilmiş.”

Fikrinizi Söyleyin

MUTLU VE UZUN ÖMÜRLÜ EVLİLİK İÇİN 8 İPUCU..!

Uzman Psikolog ve Aile Danışmanı Ayşin Akdağ, Mutlu ve uzun ömürlü evliliğin 8 ipucunu açıkladı: “Ülkeleri …

DİKKAT EKSİKLİĞİNE SON

Bartın’da 22 yıldır faaliyet gösteren Değişim Akademi ve Danışmanlık Hizmetleri adı altında ilimizde hizmet …